Brezilya’dan Notlar: Sırada Ben Varım

Brezilya ve Türkiye birbirine inanılamayacak derece benzeyen iki ülke. Coğrafyanın, iklimin bu kadar farklı olduğu iki yerde insanlar nasıl olur da böylesine aynı olabilir diye düşünüp duruyorum uçaktan indiğimden beri. Sorunun cevabını seyahatin ilerleyen günlerinde bulacağım elbette ama şimdilik yapboz parçalarını düzenlemeye çalışıyorum. Teker teker elime alıp ön yüzlerini çevirip renk tonlarına göre resmin uygun düşen taraflarında biriktiriyorum karmakarışık parçaları. Trafik ve trafikte ruh halleri bir köşeye, sayısı bitip tükenmek bilmeyen Alış veriş mağazaları bir köşeye, herkesin ısrarcı, pazarlık yapma halleri bir diğer köşeye. Kısa sürede fark ediyorum ki sosyal dinamiğin haritasını çıkarmak ve resmi tümüyle görebilmek için birebir yer sıralar.  

Bankalarda, postanelerde, vapura binerken, müzeye girerken ya da otoyol benzincisinde tuvalet sırası beklerken hep bir gizli amaç varmış gibi sanki; sıra beklememek. Sanki bunu başarabilirlerse sistemi yenmeyi başarmış olacaklar. Haklılar, sistem (demokrasi) bu topraklarda sadece otuz bir yaşında ve hala ilk yılındaki kadar köksüz ve sallantıda. Bu sistemin bir parçası olmayı reddetmenin, sürekli onu yenmeye çalışmanın Brezilya insanına verdiği hazzı anlayamazsak, Brezilya’yı ve dünyadaki rolünü de anlayamayız diye düşünüyorum.

Herkesin hayatını kolaylaştırmak için kendiliğinden gelişmiş olmalı “sıraya girme” uygulaması. Düşünecek olursanız kaosu engellemek ve verimliliği arttırmak için son derece basit ve bir o kadar da harika bir çözüm, değil mi? Brezilya’da değil. Gel gelelim çalışırsa hak ettiğini alamayacağına inanmış (çünkü gerçekten alamamış) Brezilya insanı düzgünce sıraya girerse sıranın kendisine asla gelmeyeceğine de inanmış gibi. Gerçekten sıra bekleyene sıra pek gelmiyor.

Bu problemle başa çıkmak için olsa gerek Brezilya’da önceleri yazılı olmayan ama toplumda herkesin çok iyi bildiği görünmez kurallardan biri olarak hayata karışmış yaşlıları sıranın önüne geçirme durumu. Mayıs 2014’ten beri de gerçek bir yasa haline gelmiş. İnsanoğlunun kural ilan edilen her şeye geliştirdiği alerji burada da kendini hemen göstermiş elbette. Yıllarca insanların sorgusuz sualsiz ve daha önemlisi gocunmadan, insan olmanın bir parçası gibi benimseyip yerine getirdiği yaşlı kimselere sıra verme geleneği şimdilerde can sıkıcı bir zorunluluk haline gelmiş.

Zenginle fakirin dünyanın pek çok başka yerlerine oranla daha fazla ve kelimenin gerçek anlamıyla sırt sırta yasamak zorunda olduğu Rio de Janeiro’da mesela sıranın onun geçirme jesti eskiden sanki toplumu bir arada tutan uhu rolünü üstlenmişken şimdi hakkı yendiğine inanan ve buna tüm isyankârlığıyla itiraz eden gençlerin surat asma bahanesi gibi.

Üç gün önce Wall Street Journal’da kapak haberi de olan Brezilya sıraları bu güzel insanların güzel ülkesi için gerçekten önemli bir mesele haline gelmiş durumda. Habere göre ( http://www.wsj.com/articles/in-brazil-its-fine-for-seniors-to-cut-the-line-1456276423 ), 72 yaşındaki Mr. De Farias Noel arifesinde Rio’nunkalabalık iş merkezlerinin olduğu bölgesinde bankamatik sırasında bekleyen onlarca insanın önüne geçerken “Sırada ben varım” demekle yetinmiş ve tam bir ast solist gibi ağır ama kendinden emin adımlarla en öne geçmiş.

“Her yerde yapıyorum bunu; markette, eczanede, bankalarda...Biri şikâyet edecek olursa da tek söylediğim önceliğin bende olduğu”.

Benim şahsen karşıma çıkan örneklerin ikisi de bana soracak olursanız yerinde örneklerdi ama ben sadece iki hafta orada yaşadım ve abartılı kibarlığı Amerikalılardan öğrenmiş biri olarak, ne gerildim ne de kızgınlık hissettim. Fakat oralı insanlar konuyla ilgili hayli gergin görünüyordu. Mesela Rio Karnavalında dans ettiğim gece tam kostümlerimizi giymeden önce tuvaleti kullanmak istedik. Ne de olsa kostümlerin rahat on beş kilosu vardı ve biz saatlerce yarı samba yarı yürüyüş halinde olacaktık. Koştur koştur gittiğimiz tuvaletlerdeki sıra bir türlü bitmek bilmiyordu çünkü her iki kişide bir en öne ya yaşlı bir kadın ya da koltuk değnekleriyle yürüyen bir kadın geçiveriyordu. Bir, iki, üç derken sonunda sırada isyan çıkmaya başladı. Bekleyenlerin tepkisini arkadaşım bana şöyle çevirdi;  numara yapıyorlar. Gerçekten sakat sakat karnavala gelmiş olma ihtimali yok! Resmen sahtekârlık yapıyor. Sözlü tepkileri az sonra sert kapı çalmalar izledi. İçeriden sakince çıkan koltuk değnekli kadın için çok üzüldüm, ona kızan kadınlar için ben yerin dibine girdim ama bir yandan da orası Brezilya. “Burası Türkiye...” gibi yani.. İnsanın içine bir şüphe ister istemez düşüveriyor böylesi bir kuralın istismara çok açık olması sebebiyle.

Daha sonra Rio’nun Çeşme’si olarak açıklayabileceğim Buzios’a giderken yolda durduğumuz benzinlikte dank etti böylesi güzel toplumsal bir alışkanlığın neden yasalaştırılmış olabileceği.

Çok tatlı ve gerçekten yürümekte zorlanan çok yaşlı bir teyze, kızının yardımıyla benim sırada beklediğim tuvalete geldi. O manzara karşısında düşündüm; zorda olduğu belli olan bir insana yardımcı olmak içten gelen bir dürtü. İki insan yan yana gelince insanlık yeniden doğuyor sanki. O tatlı ama zorda teyzeye zaten sırasını vermeyecek genç, yaşlı kimseyi tanımıyorum. İster Brezilyalı olsun ister Alman, Fransız...

Yasalaştırmak, insanların hali hazırda şikâyet etmeden yıllardır yaptığı bir jesti onlara dayatmak tabi ki 2014’ten bu yana $20,000 değerinde ceza kesmiş olan hükümetin kararı. 

Yani iyi insan olmak bile yetmiyor. Baktılar çok iyisiniz, yaşlılarınızı ya da aslında ihtiyacı olan herkesi toplumca koruyorsunuz, birileri hemen bunu kara çevirmenin yolunu bulup kendi iyiliğinizi yeni bir uygulamaymış gibi burnunuza dayayıveriyor. Zorunluluk haline getirilmiş iyilikler de elbette geri dönüp sizi ısırmaya başlıyor.

Peki ya Karnavaldaki koltuk değnekli kadın? Numara yapmıyormuş; gerçekten o değneklerle kostümünün içine girdi ve şans eseri benim az ötemde samba yürünüşe başladı. Hükümetin yasalarının insanların sinirini bozması sebebiyle eskiden olsa kendiliğinden sıra verilecek olan sakat bir kadına şimdi artık sahtekar deniliyor. Gençlerin büyük bir kısmı yaşlılara sinir olur hale gelmiş; bazı yaşlılarsa kendilerine karşı kibarlığı en temel var olma hakları gibi görmeye başlamış. Yılların geleneği, toplumsal çöküşe sebep olmak üzere. Yani zor is Brezilya’da sıraya girmek, en iyisi eve gidene kadar dayanın derim.